~~NüNnÜ~GeLiN~~

LIVING IS NO LAUGHINH MATTER : YOU MUST LIVE WITH GREAT SERIOUSNESS LIKE A SQUIRREL, FOR EXAMPLE I MEAN WITHOUT LOOKING FOR SOMETHING BEYOND AND ABOVE LIVING. I MEAN LIVING MUST BE YOUR WHOLE OCCUPATION....!

Monday, July 31, 2006

ÖZLEMEK
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
Ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
Ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
Bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz..!
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez
büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oraya yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken
buluveriyorsunuz kendinizi....
Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda....
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor...
AHMET ALTAN

Thursday, July 20, 2006

ÖZELSİN.....!

Kendimi ne zaman işe yaramaz ve aciz hissetsem, aynı hisleri

hissettiğim

bir anda,

eski bir dostun uzun zaman önce söyledikleri gelir aklıma...

Yüzümü kocaman bir gülümseme sarar..

Bana:

Kendini her aciz ve işe yaramaz hissettiğinde

parmağının ucuna bak..

Demişti!...

O sıra o kadar üzgün ve duygularımın içinde o denli

kaybolmuştum ki,

kendi sesimi bile tanıyamaz bir halde, çok kısık bir ses tonu

ile,

Neden? Demiştim...

Çünkü o parmak izinden bu yeryüzünde başka hiç kimse

de yok...

Demiş ve eklemişti.

Sen özelsin..!

İNANMAZSAN PARMAKLARININ UCUNA BAK!

Birden sanki dirilmiştim... Evet ben özeldim...

Aslında heekes özeldir.

Ama beni o günden sonra diğerlerinden ayıran

tek ayırt edici özelliğim: Kendimin özel olduğunun

farkında olmamdı...

Hala karamsarlıga düştüğümde, bazen umutsuzluklarla

boğuştuğumda o

dostumu hatırlar ve parmagımın ucuna, yüzümde büyük bir

gülümseme

ile bakar ve kendi kendime:

SEN ÖZELSİN! BUNLARIN HEPSİNİ ATLATIRSIN!!!

Derim...

Yine aynı dostum bir karar aşamasında olduğum bir gün

bana şöyle demişti..

-Önce ne istediğini iyi belirle..Ve eklemişti..

-Sonra o istediğine ulaşmak için ne gerekiyorsa onu yap!!!

Sonra ellerini gözümün önünde üç kez çırpmış

ve bana,

-Ne oldu? şimdi diye sormuştu..

Bende anlamsız bakışlar içinde cevap vermiştim.

-Ne oldu?

-Üç saniye hayatından uçtu gitti ve hiç bişey o üç

saniyeyi geri getiremez demişti..

Ve eklemişti..

-Hayatı istediklerine ulaşmak için harca,bir gün arkana dönüp

baktığında uçup giden o saniyelerin bomboş bir

ömür haline geldiğini görmek istemiyorsan tabi...!

Farkındasınız değil mi?

Hayatımız saniyeye, dakikaya, saat dilimlerine

bölünmüş, akıp gidiyor...

Ve biz akan bir saniyeyi bile geri

dönüp tekrar yaşayamıyoruz...

Onları

geri getiremiyoruz!

Aynaya baktığımızda hergün yeni bir beyaz saç telini

ve yüzümüzde acımasızca akıp giden dakikaların izini,

birer kırışık olarak

aynada seyrediyoruz.

Peki biz hayattan ne bekliyoruz?

Beklentilerimiz için varımız,

yoğumuz ile savaşıyor muyuz,

zaman denen acımasız düşmanla?

Oysa parmaklarınızın ucuna bakın bir kez..

Sonrada parmaklarınızı üç kez şıklatın!

Orada gördüğünüz parmak izleri kimsede yok!

Ve parmağınızın ucundan çıkan o ses

hayatınızın bomboş geçmiş üç saniyesi oldu,

geçti gitti işte...!

Siz özelsiniz..Siz yeryüzünde teksiniz..

O zaman hayattan beklediklerimize ulaşmalıyız ki,

geçip giden zamana rağmenigeriye dönüp baktığımızda

kucak dolusu mutluluk ve beklentilere

ulaşmanın hazzı ile

zaman zaman yüzümüzde

kocaman bir gülümseme ile nanik =) yapabilelim...

Bugün özel bir insan olan kendiniz için ne yaptınız?

Beklentileriniz için bir uğraş,savaş verdiniz mi?

Yoksa zamanın sizi yenmesine izin mi verdiniz?

Mesela özel eski bir dostu aradınız mı bugün?

Tüm bu kısa ama çok anlamlı hayat dersini veren dostumu

kaç zamandır aramadığımı düşündüm

tüm bunları yazarken..

Yerimden kalktım, internetten çıktım ve telefon ile

o dostumu aradım

Çok mutlu oldu...

-"Ne zamandır sesini duymamıştım hangi dagda kurt öldü?" dedi.

-Bende özel birini aramak istedim aklıma sen geldin dedim

ve sonra ekledim:

-Ve ellerimi üç kez çırptım geçen zamanı geri getiremeyeceğimi anlayınca

belki seni arayacak

başka bir üç saniyem olmayacak şu anda!

dedim....

-Çok mutlu oldu...

Bir dostun mutluluğu ile bende mutlu oldum :)

Dostumla konuştuktan sonra klavyenin başına

oturduğumda

yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.

Özel birini arayıp, dakikaları geri getiremeyecegim bir

hayat içinde

istediğim bir şeyi yapmanın huzuru ile yani

mutlu bir yürekle

tekrar yazmaya başladım...

Ve zaman denen sinsi düşmana bir NANİK yaptım ;)

Acımasızca akıp gidiyorsun,

ama ben seni hissediyorum ve istediğim bir şeyi ertelemiyorum :)

İstediklerimi elde etmek için hayatla savaşıyorum...

Siz hala ne duruyosunuz..?

Koşun telefona veya e_mail atın..

Onu sevdiğinizi hissettirin ;)

Onun mutlulugu ile mutlu olun...Belki bi daha bulamazsını bu an'ı!

Ellerinizi üç kez çırpın şimdi ve düşünün

hayatınızdan üç saniye boş bir sayfa girdi,

koptu, gitti işte!

Oysa sizde özelsiniz ve size layık olan hayatı hak ediyorsunuz..

Size layık mutlulukları hak ettiğiniz gibi=)

Hep mutlu kalın inşallah....




~~~YAŞANMALI~~~
Tüm haşmetiyle gelen
Hüzün mevsimi
Tüm olgunluğuyla ikinci bahar
Yaşanmalı...!
Yaşanacak olanları
Yaşamalı...!
Kışa girmeden
Belki yalnız,
Belki değil!
Ama....
Dolu dolu!
Kimseyi incitmeden,
Kırarak zincirleri
Özgürlüklere zarar vermeden
Yağmuru hissederek tüm iliklerimizde
Belkide sararıp yerlere düşen
Yapraklara bakarak
Biraz hüzünlü
Biraz buruk
Birazda muzip bir mutlulukla
Bakmalıyız...
Belki yalnız..
Belki değil...
HİSSETTİKLERİMİZ YAŞAMALIYIZ..!!!!
Yaşamayıpta ne yapıcaz..!
İçinizden ne geliyosa onu yapın ya! Kim ne dicek, aman bu nasıl karşılanır ...vs gibi düşünceleri bir kenara bırakıp gurur murur demeden içinizden ne geliyosa onu yapın.
İnanın ki hayatın keyfi o zaman çıkıyo =)
Kimle konuşmak istiyosan onunla konuş, kimin yanında olmak istiyosan onunla ol.. gerisi boş! Benden size bir tavsiye..
Bi de sakın ola kimsenin ahını almayın ömür boyu acısı çıkar valla!
Gerçi insanın içinde Allah korkusu varsa biraz bunu yapmaya cesaret edemez ama edende cezasını bulur...
Herkese selametle....
Şimdi bu nerden çıktı da demeyin..Hadi birazcık anlatıyım ;)
Çok sevdiğim bir arkadaşımın büyük bir sorunu vardı Allah'a şükür atlattı ama acısı hep içinde kaldı. Neymi bu aşk acısı!
Çocukla 6 sene çıktılar ve çocugun iki senelik başka bir ilişkisinin oldugunu ögrendi.
Çok acı bişey...Anlatılamaz bence..
Neyse kimseye güvenmeyelim arkadaşlar,
insanları ne kadar tanırsak tanıyalım malesef içlerini göremiyoruz..Hem kız hemde erkek için...
Dikkatli olmakta fayda var hele ki meydanda bunlar gibi bir sürü şerefsiz varken...
Allah'a emanet olun..!
Şu aralar biraz içlendim de..kusura bakmayın...;)

Wednesday, July 12, 2006


Ben geldim............. ;)
Aslında iki gün önce geldim ama gelir gelmez çok ağır bir hastalık dönemi geçirdim ancak yeni yeni ayaklanabildim
:( Sanırım yolda birazcık üşütmüşüm :(
Neyse yazacak o kadar güzel şeyler varken şimdi bundan bahsetmek istemiyorum açıkçası...
En az 3 senedir gitmek istediğim bir yere yani KİLİS'e şükür bu yaz gitmek nasip oldu. Sanırım en son 5 yıl önce gitmiştim, giderkende 'şimdi çok değişmiştir benim Kilisim ;)' diyerek gitmeme ragmen ben hiç bir fark göremedim.
Ama olsun böylede güzel :P
Yalnız Kilis'i fethetmekle kalmayıp Gaziantep'i de doyasıya gezdim (arkadaşım sagolsun ;) )
Yaa kimse benim Kilis'i bu kadar sevmemi anlamıyo aslında bende pek anlam veremiyorum, heralde kan çekiyo diyorum. Çünkü bu yaşıma kadar taş çatlasa 5 kere gitmişimdir ama nedendir bilmiyorum acaip seviyorum.(Allah bozmasın)
Nasılsa şu anda yapacak bişeyim olmadıgı için bol keseden yazıcam walla hiç kusura bakmayın :D
Şimdi size biraz Kilisten bahsetmek istiyorum.Aslında bunu söylemem ne kadar doğru bişey bilmiyorum ama
ben dürüst davranmaktan yanayım, Kilis'in nasıl il olduguna hala anlam veremiyorum tamam zamanında Tansu hanımcagız yapmış Allah ta razı olsun ama şöyle durup baktıgın zaman insan üzülüyo walla...
Yanlış anlamayın il oldugumuza degil, neden kendimizi geliştiremedigimize:(
Tabi ben hiç boş dururmuyum(yooooo..!)
Bu konuyuda araştırdım oralarda ;)
Şincik aslında Kilislilerin çok zeki oldugu söylenir( bencede öyle ;)
Hem bir söylentiye göre bu zekilik onlara karpuz çekirdeği ve meşhur zeytinyagından gelmekteymiş :P
Neyse konuyu saptırmayayım zaten yeterince uzatıyorum :P ama Kilislilerin kötü bir özelliği çok tembel olmalarıymış.Bu nedenlede çaşılmayı pek fazla sevmiyolar veya çok çalışıpta parayı bulan (tabiri_cazise)hemen alıp başını gitmiş Kilisten.Sen gidersen ben gidersem ne olur bu Kilis'in hali???
İşte bu olur!
Bakın dürüst olucam dedim lafıma başlarken ve öylede devam etmek istiyorum :P Dedigim gibi bu 15 gün içerisinde Antep'e de gittim ve hayran kaldım.
Bir şehir bu kadar mı hızlı bir şekilde gelişebilir diye...
Walla helal olsun...
Ama neden kaynaklanıyo bu gelişimin sebebi..
Çünkü onlar kendi şehirlerine yatırım yapıyolar bizimkiler ise nasıl olsada bu şehirden kurtuluruz hesabı yapıyolar tabi Allah var aksini düşünenler de yok degil ama onlarda azınlık olunca bişey ifade etmiyor.
Tabi yiğidi öldür hakkını yeme demişler şimdi Kiliste değişen çok düşünce yapısıda var ama yetmiyor daha çok değişmesi lazım...
Yaa bu konu üzerinde daha çokk konuşulur ama baymasın bence..
Şimdi diyceksin madem bu kadar şikayetçisin niye gidiyosun?
Bende size Aaa hiç olurmu öle şey tabiki gidicem diycem çünkü orası benim topragım :)
Ben kendimi orda o kadar huzurlu ve mutlu hissediyorum ki anlatamam bunu...
Oranın istanbul'a göre küçük bir yer olması bana çok cazip geliyo..
En uzak mesafe 20 dk düşünsenize ne kadar güzel!
Bide ben taş evlere bayılırım,ve Kiliste bunlardan çok görebilirsiniz hemde şöyle kocaman havışı olan ;)
Birazcıkta giderken ki yolculugumdan bahsedeyim. Bence yolculugun anlamı uzun yolda belli oluyor.
Şöyle her yerde durup bişeyler atıştıraraktan ;)
Tabi bu nasıl olur ya arabayla ki benim için bu söz konusu bile değildi yada otobüsle ki benim tercihim mecbur bu oldu ;)
Ama bir daha tövbe demeyide ihmal etmemek lazım ;)
Tam 16 saat sürdü yaa :(
Ve bütün yol boyunca ağladım :,,(
Hem aklıma gelen bazı anılardan dolayı hemde okudugum kitaptan olsa gerek..
Ama o da güzeldi ne de olsa insan geçmişi unutamıyor ve bazen hatırlamak hoşuna gidiyor insanın ;)
Walla daha çokk yazmak istedim ama igne vaktim gelmiş :,,(
Bana dua edinde çabuk atlatıyım şu hastalığı :(
Şimdilik hoşka kalın ;)