~~NüNnÜ~GeLiN~~

LIVING IS NO LAUGHINH MATTER : YOU MUST LIVE WITH GREAT SERIOUSNESS LIKE A SQUIRREL, FOR EXAMPLE I MEAN WITHOUT LOOKING FOR SOMETHING BEYOND AND ABOVE LIVING. I MEAN LIVING MUST BE YOUR WHOLE OCCUPATION....!

Sunday, May 28, 2006




GİDEMEM
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır ki anlam
O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
Ama fazlada üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hemde çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
Bir şiirden bir sözden
Bir melodiden bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor
Ama fazlada üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir....
Söz-müzik : SEZEN AKSU................
Şimdi bu da nerden çıktı demeyin. Benim bir huyum vardır. Ara sıra canım sıkkın oldugu vakit radyoyu açar sıradaki şarkıyı kendime armağan ederim. İşte bu akşamın talihli şarkısıda bu imiş. Dedim ki ne çıkarsa çıksın o şarkıyı buraya yazıcam....
N.Ş.A (normal şartlar altında ;) )'da Sezen Aksu şarkıları hep anneciğime çıkardı ama bu akşam bana çıktı hayretler içerisindeyiz kimlemi tabiki de annamle birlikte. Çünkü şincik oda yanımda Gökçe bi sen eksiksin kızım .... ;)
Resim için sakın kızma he içimden geldi..... :) Alakaya maydonoz işte...


Saturday, May 27, 2006


BOŞ VER BE ABİ...!

Boş ver üzülüp karamsar olmaya değmez

Yıpranıp düşünce kimse derdini çekmez

Herşeyi kenara bırak iç, eğlen keyfine bak

Düşünmeyi bırak

Boş ver be abi..!

Kimsenin ardından üzülüp yas tutulmaz

Gidenin ardından üç günden fazla ağlanmaz

Keyfine bakar bütün çoluk çoçuk ahali

Düşünmeyi bırak

Boş ver be abi...!

Gün gelir elbet bir saksı düşer kafana

Gençliğine acırsın oflayıp yana yana

Dinle sözümü bırak geride kalsın mazi

Düşünmeyi bırak

Boş ver be abi...!

Gel dolaşalım İstanbul'u karış karış

Cebimizde varsın olsun üç beş kuruş

Şişli, Beşiktaş, Kadıköy ve Üsküdar'ı

Düşünmeyi bırak

Boş ver be abi...!

Hep dersin ya eskidimi kafa kağıdı

Bizim imam nasıl olsa getirir kayığı

Rüyanda bile göremezsin artık dünyayı

Düşünmeyi bırak

Boş ver be abi...!


Monday, May 15, 2006


FB TV YAYIN AKIŞI ;)

~~~ 15 MAYIS 2006 PAZARTESİ ~~~

09:55 "İŞTE BÖYLE HER GÜNÜM BÖYLE" ŞARKISIYLA AÇILIŞ

10:00 DENİZLİSPOR- F. BAHÇE 106.DK'DAN DEVAM

12:00 MAÇIN KESİN SONUCUNUN ALINIŞI VE ALGILANIŞI

13:00 " 90 + 16 YA DA 90 X 16 " REALITY SHOW

14:00 MUZ CUMHURİYETLER VE FENERBAHÇE CIMHURİYETLERİ

16:00 YERSİZ FİLM " PARA DOLU ÇANTALAR " Yön: A. YILDIRIM

18:00 ANELKA, NOBRE VE LUCIANO ile VOLEYBOL SAATİ

19:00 BELGESEL " TAKIM BÖYLE TUTULUR "

20:00 HİNDİ TUNCAY'LA HAYVANLAR ALEMİ

20:45 SAYGI DURUŞU ( 16 DAKİKALIK )

21:01 UĞUR DÜNDAR SORUYOR: " İKİ KUPA NEREYE GİTTİ? "

22:00 ÖMER ÇAVUŞOĞLU İLE " GÜNDEM NASIL DEĞİŞTİRİLİR? "

23:00 EMZİK SAATİ ( ÜÇ MAÇIN GÖRÜNTÜLERİ EŞLİĞİNDE )

BJK-FB FİNALİ ( ALEYHTE İLK FAULDE ULUSOY İSTİFA TEZAHÜRATI)

FB-G. BİRLİĞİ 3-2 ( G. BİRLİĞİ FUTBOLCULARINA " NİE İYİ OYNUYORSUNUZ LAN, ŞAMPİYON MU OLACAKSINIZ! TEPKİSİ EŞLİĞİNDE SALDIRI GÖRÜNTÜLERİYLE)

FB-TS 2-2 ( TS 2-1 ÖNE GEÇİNCE " TRABZON KÜMEYE " TEZAHÜRATI EŞLİĞİNDE)

00:00 AZİZ AMCA'DAN MASALLAR ve TATLI RÜYALAR....

Walla içimden hiç yorum yapmak gelmiyo çünkü herkes herşeyi tüm açıklığıyla görüyo..(maşallah) Ama bu tür yazılarda adamı daha da bir hoş ediyo...........Neyse çok mutluyuz...mutlusunuz....mutlular.... :)))))))))


VEFAT..........


14 Mayıs 2006 Pazar günü saat 19:00'dan sonra sesi gür bir horoz tarafından gagalanan,
küçük bir kanarya ; veteriner hekim Selçuk Dereli tarafından verilen 16 dakikalık seruma ragmen
kurtarılamayarak saat 21:16'da hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Faniye Allah'tan rahmet , kederli Yıldırım ailesine başsaglıgı dileriz.
Tüm kanarya sevenler başınız sagolsun.
GALATASARAY TARAFTARI =)
ehe.....ehe.....ehe...

Wednesday, May 10, 2006


KAÇ KOPYASINIZ?
Hiç düşündünüzmü orjinal kişiliğinizden kaç kopya çıkarabileceğinizi?
Kaç farklı hayatı bir arada yaşadığınızın farkında mısınız?
İstemeden yaptıklarınız, isteyip yapamadıklarınız, gündüz yapıp gece pişman olduklarınızla nasıl çaresizce başka başka dünyalara doğru kanat çırpmaya çabaladığınızı fark ediyor musunuz?
Bir dost nikahının ortasında birden bastıran hüznün, bir büyüğün cenazesinde karşılaştığınız eski bir dostla çıkagelen coşkunun, sizi nasıl kopya kopya çoğalttığını ve tek bir sizden ne çok sizler yarattığını biliyor musunuz?
Sınırlı bir hayatı çabucak tüketmek için dörtnala koşturup dururken, bir an olsun durup, geride kaç farklı ayak izi bıraktığınıza dikkat ediyor musunuz?
Aynı beden içinde kaç farklı ruh halini aynı anda yaşayıp, kaç farklı kişiliğe bürünebiliyoruz?
Bu kişiliklerin hangisi biziz, hangisi fotokopimiz?
Hüzünlü bir dağ başında sadece ırmak şırıltısı ve kuş sesleriyle sakin bir hayatı düşleyen bıkkınlarmısınız, yoksa deniz kenarında bile televizyonlarını ve cep telefonlarının elinden bırakmayan gönüllü kent mahkumları mı?
Ya aynı anda ikisine birden özenmemizi nasıl açıklayacaksınız?
Hangi kopyanız " Kaçıp gidelim uzaklara " diyor, siz sıkı sıkıya bu topraklara bağlı dururken?
Kinler, sevgiler, öfkeler, kahkahalar, ve gözyaşlarıyla örtülmüş, çok kopyalı bir hayatı nasıl kendinize bile söylemeye cesaret edemediğiniz bir tür iki (üç, dört,.......? ) yüzlülükle yaşayıp gittiğinizi fark ediyor musunuz?
Resmi bir toplantının ortasında, aklınızdan masanın üzerindeki kalın raporun sayfalarından oyuncak uçaklar yapıp, tek tek aşağı atmak geçerken hala büyük bir ciddiyetle köskös oturuyor olmanızı gülümseyerekmi hatırlıyorsunuz, üzülerekmi?
Aklınızdan geçeni yapamamanın, ruhunuz kopya kopya çoğalırken asıl hayatı tek kopya olarak tüketiyor olmanınbedelini biliyor musunuz?
Kopyalarınızı orjinal kişiliğinizle konuşturuyormusunuz hiç?
İçinizdeki canavar, ruhunuzdaki melekle hesaplaşıyor mu?
Siz kopya sandıklarınızın bir bileşkesimisiniz? Yoksa kopyalarınızda aslınızamı benziyor?
Bilmeden her kopyada aslınızı yeniden mi üretiyorsunuz?
Göçüp giderken ardınızda kaç asıl, kaç suret bırakacaksınız?
Kaçının hatırlanmasını isteyecek, kaçından utanacaksınız?
Sahi, kaç kopyasınız siz?
Hangisi sizsiniz, hangisi fotokopiniz?
CAN DÜNDAR........

Sunday, May 07, 2006


Walla nasıl desem ne desem inanın hiç bilmiyorum. Ama hayatımda izlediğim en keyifli maçlardan birine daha tanık oldum bu akşam. Tabi maç boyunca anlayamadığım bazı şeylerde oldu.
Öncelikle biraz benim maçtaki beklentilerimden bahsetmek istiyorum. Maç başlamadan önce bende tüm GSliler gibi çok rahat ve huzurluydum. Bunun sebebi belki BJK nin başkanı Yıldırım Demirörenin konuşması, belki de ki bu ihtimal daha kuvvetli benim takımıma duydugum güvenden kaynaklanıyo idi. Gelgelelim maç başladı ve biz ne oldugunu bir türlü anlayamadık. Çünkü karşımızda öyle bir BJK vardı ki ben bu sezon wallahi de billahi de ilk defa onları bu kadar hırslı ve bu kadar iyi oynerken gördüm. Öncelikle helal olsun demek lazım. Kendi derbilerinde bilem bu kadar iyi oynamayan bu kadar koşmayan bir takım nasıl olduda bu maçta bu kadar hırs yaptı? Bunun sebebi neydi?
Benim fikrimce çok iyi yaptılar. Çünkü herkes bizim bu maçı kolayına alacağımızı sanırken BJK in bu tutumu karşısında kimin iyi olduğunu bir kez daha görmüş oldular. Maç oynanırken açıkçası BJK'a o kadar sinir oldum ki ne geregi var dedim bu kadar hırsın. Gerçektende saçmaydı. Siz istediginizi almışsınız zaten bu maçı alsanızda alamasanızda bişey değişmiycek, o zaman neden?
Sonradan düşündügümde hak verdim açıkçası. Onların başkanı, aslında burda ağız bozulurdu ama bana yakışmaz, öyle bir laf etti ki sanki maçı dünden bize satmış gibi konuştu. Bunun üzerine zaten BJK iyi bir maç çıkarması gerekiyordu. Tabi bunları doğru karşılarken yanlış karşıladıklarım da vardı. Bu maçı ciddiye almış olabilirsin ama eğer biz bir kardeş takımsak bunun da hakkını vermeliyiz. İkimizde FB yi sevmiyoruz, ikimizde Aziz Yıldırımdan nefret ediyoruz ee o zaman niye onları sevindiriyoruz!
Amannn herşey oldu ve bitti. Ama o kadar mutluyum ki artık kimsenin bize bir laf etmeye hakkı yok çünkü biz bu maçı helal yoldan, canacan-kanakan aldık! İki takımda tek kelimeyle süperdi...
Maç sonunda gözlerimden yaş geldi hele ki Hakan Şükürü görünce HELAL OLSUN dedim tek kelimeyle HELAL OLSUN!!!!!!
Şu anda Rabbimden tek isteğim bize hak ettiğimizi vermesi.....

Eğer ki biz şampiyon olursak Aziz Yıldırımın halini düşünemiyorum. Siz düşünebiliyor musunuz? :))


Herkese selametle.......... ;)


Tuesday, May 02, 2006

SEN HİÇ YALNIZLIĞA BİŞEYLER ANLATTIN MI?

Bazen öyle birisi çıkar ki karşınıza, öyle bir zamanda girerki hayatınıza, daha önce yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutturur birden. Ne kadar korusanız da kendinizi bir kez daha büyük bir acı çekmemek için, karşı koyamazsınız duygularınıza. Çok fazla direnmez ve bütün kapılarınızı açarsınız ona. Ve hadi dersiniz "Gel içeri, gel ve aşkını ispatla bana". Herşeye rağmen gerçekten sevmeye ve sevilmeye, aşkın varlıgına inanabilmek için o kadar ihtiyacınız vardır ki. Herşey çok güzel olacaktır. Beklediğiniz insanın o olduğuna emin olmasanız bile, öyle olmasının istediğiniz için buna kendinizi inandırmışsınızdır bir kere. Tüm canayakınlıgı, güzelligi, sempatisi ve sevgi dolu görünüşüyle gelir ve girer sevgiyle açtığınız kapıdan içeriye. Onunla yeniden herşey çok güzeldir işte...Sevdiğiniz zaman tam seversiniz. Çünkü sınırı yoktur sizin sevginizin ve hiçbir zaman olmamalıdır. Ya hep ya hiçtir sizin felsefeniz! Ölmek var Dönmek yoktur! Var oluşunuzun nedenidir sevgi. Hayatınıza girmesine izin verdikten sonra ondan başka hiçbirşey önemli değildir sizin için. Aşk kapınıza gelmiştir bir kere. Nereye giderseniz beraberinizde onuda götürür, gözlerinizi kapatınca onu görürsünüz. Öyle içten, yalansız ve çıkarsız sürüyodur ki ilişkiniz, bir gün bitebilecegini aklınıza getirmek istemezsiniz. Her şeyin çok güzel gitmesi, bir sonu olabileceği gerçeğini değiştirmez yine de. Sizin istediğiniz, aşkın varlığını ispatlamasıdır size. Ama onun amacı size aşkın varlığının ispat etmek değildir. Deneme yanılmayla kendisi için uygun insanı arıyodur o aslında. Ve yanılmıştır yine! Aşk için seçtiği yol sizi inciten yanlış bir yoldur ama yanılmış olsa da iyi bir insandır. Sizi kırmadan uzaklaştırmak için kendisinden, klasik "kendinden soğutma" oyunlarını oynamaya başlar sonra. Bu oyunların sizde işe yaramayacagını anlamayacak kadar az tanımıştır sizi. Siz bilmezsiniz o oyunları. Aşk varsa eğer gerçektir sizin için ya da hiç olmamıştır. Oyunları işe yaramayınca " Çok düşündüm, sen çk iyi bir insansın, inan seni üzmek istemiyorum. Hayatım çok karışık. Bunu hak etmiyorsun ama bu aralar kendimle bir savaş veriyorum" der. Siz onun için hayatınızı ve geleceğinizi sorgulamaya başladığınız sırada söyler bunu hemde. Sizin için ne kadar inandırıcı olmasada söyledikleri, artık onu kaybetmişsinizdir bir kere yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Aşkta mantıkta yoktur sizin için gururda yoktur, olmamalıdır da! Bu yüzden biraz daha gidersiniz üstüne son bir şans için. Hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp " Seni hala seviyorum" diyebilmek için her zaman geçtigi yerlerde beklersiniz. Ama göremezsiniz. Görmedikçe ona daha çok bağlanır, uzaklaştıkça daha çok yakınlaşırsınız ona. Ama bütün gemileri yakmıştır o artık. Önce beyninde bitirmiştir ilişkinizi, sonrada kalbinden çıkarıp atmıştır sizi. Çok uzun değil, daha bir gün önce yüzündeki o küçücük tebessümüyle sizi sevdiğini söylerken, gökyüzünden kendisi ve sizin için birer yıldız seçerken hayatınıza küçük anlamlar katan o güzel insan, hayatınızı kabusa dönüştürür aniden. Birdenbire kapatır kalbinin kapılarını, yasaklar kendini size. O acımasız yüzünü gösterir size bir kez daha hayatın. Ne olduğunu anlayamazsınız. Duvara çarpmışsınızdır. Kendinize güveniniz ve bütün güzel duygular altüst olmuştur. Hayatı kendinizde aramaya başlarsınız yine. Öyle ya, eğer yanlış bir şey yapılmışsa bunu hep kendisinde arayanlardansınızdır siz. İyilik ve güzel şeyler için varsınız çünkü. Hatalarınızı sorgularsınız bu kez. O size " Şuç sende değil, kendimle savaş veriyorum, belki hata bende" dese de bunu kabullenmez ve nerede yanlış yaptığınızı anlayabilmek için çırpınır durursunuz. O yüzden artık daha dikkatli olmayı öğrenmişsinizdir yeni ilişkinizde. Bir yanınızı hep korunaklı tutarsınız. Uzun süre açmazsınız kapınızı kimseye. Ve günler geçtikçe o kapıyı tırmalamaya başlarlar kapıdan içeri girmek için. Belli mi olur belki bu kez doğru kişi o dur!

Ne zaman ki...............

BELKİ....

Belki, Allah yanlış insanlarla tanışmamızı istedi doğru insanı tanımadan

önce, böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne

yüce olduğunu anlayabilmemiz için...



Belki, mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur, fakat böyle

zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diger

kapıyı göremeyiz bile...



Belki, en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir

kelime etmediğiniz, ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet

olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır...



Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir,

fakat elimize gelene kadar neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da

doğrudur.



Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin

garantisi değildir...!



Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde

büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin

olun....



Birine çarpılmak için bir an yeterlidir. Birinden hoşlanmak bir saat, ve birini

sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini untumak ise bir ömür sürer...



Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olur

gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey

bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun....



Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu

hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek

istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz

kişi olun. Çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları

yapabilmek için tek bir şansınız...!



Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı

deneyiminiz, insan kolacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek

kadar umudunuz olsun! Daima kendinizi başkalarının ayakkabilarına koyun.

Eger ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur...